14 Ekim 2009 Çarşamba
90lar Olmalıydı ve Oldu da
Legolarımla çok yaratıcı şeyler yapıp onlar hep koltukların altlarına kaçırdığım için bana kızan anne ve babama, tonlarca pastel, kuru, guvaj ve sulu boyayı ziyan etmeme kayıtsız kalan çocukluğumun tüm gözetmenlerine, 10 yaşında okuduğum ilk kişisel gelişim kitabının yazarı Dale Carnegie' ye, yazdığım tüm kompozisyonlarda spontane özdeyiş aşırdığım özdeyişler ansiklopedisine, drama ve teatral becerilerinden otlandığım babaanneme, bahçesindeki otomatik sistemle kivi bahçelerini sulamayı icat eden ve 70 yaşından sonra günlük gazetelerdeki köşe yazılarını yazıcısından yazdırarak arşivleyebilecek derecede ilginç bir insan olan dedeme, ilkokulda yaş problemlerini bana anlatmadaki başarısızlığından dolayı anneme, alf in muhteşem seslendirmesi için Müşfik Kenter' e, iftardan sonraki saate tusubasa yı koyan kanal d' ye, ilk internet faturamı ödeten ixir' e, adi fenerbahçe formamın kopan numararını uhuyla yapıştırırken elime yapışan yapıştırıcı parçalarına ve hep daha fazlasını düşünmekten hiç bıkmayan hayal gücüme teşekkür ediyorum, iyiki varsınız, iyiki vardınız. (devam edecek)
Sorular ve Suçlamalar
Gerçek mutluluğu neyle ölçeriz? Ya da siz neyle ölçersiniz? Herkesin kendine göre bir ölçüsü mü var bu mutluluk denen şeyi ölçmede? Ya da mutlu olmaya mı çalışıyoruz biz yoksa onun ne olduğunu mu arıyoruz? Neyi başarmaya çalışıyoruz? Biz ne istediğimizi biliyor muyuz? Sorular soruyoruz hep kendimize aklımızdan, hiç bağırdığımız oluyor mu aynada o içinden konuşan bize? Hep birşeyler istiyoruz ama hiç bir zaman yeterince istemiyoruz. İstediklerimizi elde etmek için feda edebildiklerimizle elde ettiklerimizin farkı bu ticaretten elimizde kalanı veriyor bazılarına göre. Peki mutluluk bunun neresinde? Hep feda ederek birşeyler elde edersek bu ticaretin karılılığını gönlümüzü bir kefeye koyarak mı ölçeceğiz? 20 yaşına kadar kendi kararlarını vermesi istenmeyen bir ülkenin gençlerinden çok şey istemek olur bu. Hayır hayır bence de suç bizde değil, onlarda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)