Kuşkular her zaman var kalbinde değil mi? Hep de
olacak. Gördüğün insanları hep düşüneceksin, hiç aklından çıkmayacak bazıları. Hani
derler ya 7 yılda bir bir insanın arkadaşları neredeyse tamamen değişirmiş
diye; doğru mu bu? Doğruysa çok acımasız değil mi zaman çizgimiz? Çok pervasız
değil mi her sevişimiz ve her düşüncemiz? Kolayca gelip gidecek, akıp gidecek
zamanın acımasızlığı değil mi aslında alnımızdaki her çizgi? Elimizde mi
düzeltmek ya da kontrol etmek? Değil sanırım. Elimizden geleni yapmaksa çoğu
zaman gerekli olan, biz zaten yapmıyor muyuz bunu? Elinden geleni yapmadığını
farkettiğinde insan zaten yenilmez mi en başından? Söylemek gerek sanırım. Söylemek
ve hiç susmamak bazen ve o en önemli anda susmak. Bazen birini görürsün ve
ayakların hiçbir yere gitmek istemez. Duygularını en iyi ifade edebildiğin
şekilde yaşatmak ister. Yazıyla, resimle, müzikle ama çoğu zaman da üzüntüyle,
çaresizlikle ve birçok keşkeyle. Keşkelerden arınmış bir hayat için elimden
geleni yapmaya söz verdim. O hernerde ise onu bulmaya söz verdim. Yılları özgürce
ve fütursuzca harcayan her bana inat bu sefer onu ben istemeye karar verdim. İstiyorum.
O istemese de oralarda bir yerde elimden geleni yapıyorum. İste, savaş, yenil,
ama her seferinde daha iyi yenil.