4 Ekim 2013 Cuma

niye seni böyle

Aslında çok uzun zaman önce değildi. İlk kez bir yüze bakıp kalınca, ilk kez karnında sanki senden başka bir ajandası olan saygısız bir sıcak varken anlamıştın. Ellerinden saçlarına, teninden beynine kadar başkası olmuştun. O olmuştun. O kadar o olmuştun ki pragmatikliği hiç düşünmeden ya da sevgi bile duymadan nefret etmiştin ikisinden de. Duvarların üstünden suyun taşmasını beklemeden çayın suyu boyunu aşmış, açılan bir tuğlalık delikten gelen o, gürleyen sesiyle bütün olmuştu içinde. Duvar aşılmıştı ya da sen aşmasını istemiştin. İçeri giren korkunun ve bilgisizliğin tecrübesizlikle el ele kol kola canına okumasını izlemiştin sen de herkes gibi. Bir kaç la minör yeterdi ağlatmaya o zamanlar seni o tamam da alınan dersi nereye not ettin? Ya da ettin mi?

Canın çok acıdı be dostum. Çok acıdı ben biliyorum. Kimse anlamaz sandın da sen gene anladın seni. Başkası için değildi derinlerde kayboluşun; kendi için olanı en tehlikelisidir derler ya, oydu seninki de. Gözlerinin kuruduğunu biliyorum ben senin. Zaman geçmez olurdu bazen; hatta çoğu zaman. O duran zamanlarda gözlerinle baş başa çaresizliğin dibine vurduğun her anda yeni bir boyutunu keşfederdin melankolinin.

Sevmek kötü değil de, kendine söz verdirecek kadar sert bir şey mi? hayatında birçok şeyi değiştirtecek kadar mı çok?

Teo’yla Bülent söylesin sen de dinle şimdi.

Sensiz olmaz, sensiz olmaz,
İlk sigaram bile tatsızdı,
Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder