30 Aralık 2013 Pazartesi

yavan olan yalan dolan

çok ile iyinin çelişkisine adanmıştı bir ömür. çok mu olsun derken azda kalan, iyi olsun derken yavan olan yalan dolanın hikayesiydi.

sevmek iyiydi güzeldi de; kimse söylememişti ki neyi nasıl ne zaman diye. çok sevmek için yazılırdı bazen ağıtlar, iyi sevmek için olmazdı çabalar, en sonunda da kayıp, sessiz bir hüzün ve ezelden ebede kardeş iki damla suyun yer çekimine teslim oluşuydu isyanımız çoğu zaman.

ters düz olan derimizin altındaki izlerde saklıyken her anımız, her anımızı abartmakla son bulurdu duyguların kendimize sövmesi.

sevdik be. çok sevdik. ama ne kadar sevildik? ölçüsünü bilen gelse de anlatsa dediğin her imkansız duyguya dolanan ellerin, boynundaki kaşkolda kalan parfümün, ağırca kapanan gözlerin, biraz da yorulmuş sesin. soğuk mu hava senin için?

üşüsün istiyorsun herkes de sen neden ısınmazsın? ısınamaz mısın yoksa? yoksa hep mi istersin ellerini biri ısıtsın ve sen gene her zamanki gibi tatmin olama kendini parala ve yazık olsun hayata.

sevmekten yorulmamaya and mı içtin dostum, nedir bu azim. sevmek zorunda değilki seni hayat. neden hala kabullenemiyorsun yenilmeyi. varsın bu sefer de yenil, diğer seferler gibi.

bu sefer yenil ve de ki sevilmedim. sevmedi. yansa da sol taraf, ileriye devam edecek ayaklar, çatacak kaşlar, yere bakacak gözler ve gene dumanda nefes alacaksın. tam içine çekerken birçok keşke içinde tüm herşeyi anlayacaksın.

ya da gene zannedeceksin. bıktım artık tespitlerinden! etme gene. bırak öyle kalıversin. köşelere doğru incelen gözlereydi senin eğimin. kumralım şarkısına tepki olan hepsineydi özlemin. ellerinde beyaz martıları göreceğin günler de belki gelir. ya da gelmez. en azından deniyorsun. yaşıyorsun. o da birşey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder